Bir borç ifa edilmediği takdirde, hak sahibine bir gayrimenkul veya menkul
mülkiyetini veya bir başka hakkı paraya çevirmek ve elde edilen meblağdan
öncelikle alacağını almak yetkisi veren, ferî nitelikteki sınırlı aynî hakka,
rehin hakkı denir.
1)Gayrimenkul Rehni
Gayrimenkul rehninin konusunu taşınmazlar oluşturur. Buna göre taşınmaz rehni,
Medeni Kanuna göre taşınmaz sayılan arazi, müstakil ve daimî haklar yada Kat
Mülkiyeti Kanununa göre bir binanın kullanılmaya elverişli bağımsız bölümleri
üzerinde kurulabilir.
A) İpotek
İpotek halen mevcut veya ileride vücut bulacak yahut vücut bulması muhtemel olan
bir alacağı teminat altına almak için kurulan bir haktır. İpotek teminat altına
aldığı alacağa bağlıdır. Bu nedenle, ipotekle teminat altına alınmış alacağın
temliki ile ipotek hakkı da temlik alana geçer. İpoteği asıl borç ilişkisinin
borçlusu verebileceği gibi borç ilişkisine tamamen yabancı olan üçüncü bir şahıs
da gayrimenkulü üzerinde ipotek tesis edebilir. Bu durumda üçüncü şahıs ipoteği
söz konusu olup, üçüncü şahıs sadece ipotek bedeli ile sorumludur. Hesabın kat
edilmesi sırasında ipotekli gayrimenkul malikine de ihtarname keşide edilmesi
zorunludur.
İpotek veren kişi taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkını muhafaza ettiğinden
tasarrufî işlemlerde bulunabilir, yani gayrimenkulünü satabilir. Bu durumda aynî
hak olan ipotekte bir değişiklik olmaz, yeni malik ipotekle yükümlü olarak
gayrimenkule sahip olur.Ancak, yeni malik borcun nakli ile borcu üstlenmek
istiyorsa, Tapu Sicil Müdürlüğü bu durumu alacaklıya bildirir. Alacaklı bu
bildirim üzerine bir yıl içinde, eski borçlusuna karşı bir ihtarname keşide
ederek hakkının saklı tuttuğunu bildirmek zorundadır. Aksi takdirde önceki
borçlu borcundan kurtulur
b)İpotek Çeşitleri
Ana Para İpoteği: Alacak miktarı baştan belli olup uygulanacak faiz ve diğer
ferî hakların da ipotekte gösterildiği ve gayrimenkulün bu borcun ferîleriyle
birlikte tümünden sorumlu olduğu ipotek türüdür. Ana para ipoteğinde; ana para,
takip giderleri, gecikme faizi ve sözleşme faizlerinin tamamı güvence altına
alınmıştır.
Üst Sınır İpoteği: İpotek kurulduğu anda henüz doğmamış olan ve fakat ileride
doğacak olan bir alacak için kurulur. Bu ipotekte, gerek ana para, gerek
sözleşme ve gecikme faizleri, gerekse mahkeme ve icra giderleri ancak tapu
sicilinde tescil edilmiş olan alacak miktarını aşmamak kaydıyla ipoteğin
kapsamına girerler.Bankalarda sadece üst sınır ipoteği tesis edebildiklerinden,
üst sınır ipoteğinin niteliği önem arz etmektedir.Üzerinde üst sınır ipoteği
tesis edilen gayrimenkulün satışı neticesinde tahsil edebileceğimiz maksimum
rakam, ipotek bedeli ile sınırlıdır.
c. Yabancı Para Üzerinden İpotek (MK.851)
-Yabancı Para Üzerinden Açılan Nakdi ve Gayrinakdi Kredilerin Güvencesi Olarak
Yabancı para üzerinden ipoteği ile; Yurt içinde veya yurt dışında faaliyette
bulunan bir kredi kuruluşunca verilen krediler güvence altına
alınabilmektedir.Kredi yabancı para üzerinden olabileceği gibi; yabancı para
ölçüsü ile (dövize endeksli) de olabilir.851. maddedeki düzenlemede nakdi döviz
kredilerinden söz edilmediğinden, gayrinakdi döviz kredileri için de yabancı
para ipoteği kurulabilecektir.
Bankalar Türkiyede yerleşik kişiler lehine, dışarıda yerleşik kişilere muhatap
teminat mektubu düzenleyebilirler; garanti ve kefalet verebilirler.
Bankalar yurt dışında yerleşik kişilere de nakdi ve/veya gayri nakdi döviz
kredisi verdikleri takdirde karşılığında Türkiyede yabancı para üzerinden ipotek
alabilirler.
-Dövize Endeksli Nakdi ve Gayrinakdi Kredilerin Güvencesi Olarak
Dövize endeksli kredi, Türk Lirası kredisi olup, lehte oluşacak kur farkı, faiz
ile birlikte kredinin getirisini oluşturmaktadır.
- Üst Sınır İpoteği Tesisi
Yeni düzenlemede; belli bir kredi için ipotek tesisinden söz edilmemekte
olduğundan 851. maddeye göre, doğmuş ve doğacak krediler için de yabancı para
ipoteği düzenlenebileceği ve yabancı para ipoteğinin, bankanın verdiği ve
vereceği nakdi döviz kredileri ile dövize endeksli kredileri kapsayacağı ileri
sürülebilecektir.
-İpotek Tesis Edilecek Yabancı Paraların Bakanlar Kurulunca Belirlenmesi
Eski düzenlemede Rehin haklarının hangi yabancı para üzerinden tesis
edilebileceği Hazine Müsteşarlığınca belirlenir denilmekteydi. Yeni Yasada bu
yetki Bakanlar Kuruluna verilmiştir.
d. Paylı Mülkiyette İpotek Tesisi
Medeni Kanunun 857. maddesine göre paylı mülkiyette paydaş kendi payını
rehnedebilir pay üzerinde rehin kurulduktan sonra paydaşlar malın tamamını
rehnedemezler.
B)İpotekli Borç Senedi
Taşınmaz teminat gösterilmek suretiyle maliki tarafından bir borç senedi
düzenlenmekte ve bu senet mukabilinde borç alınmaktadır. Borcun ödenmemesi
halinde alacaklı taşınmazı paraya çevirerek alacağını tahsil edebilme imkanına
sahiptir. Ancak borçlunun şahsi sorumluluğu da devam eder.
C)İrat Senedi
İrat senedi, ipotekli borç senedinden farklı olarak taşınmazın sadece senetteki
alacak miktarıyla sınırlı olarak sorumlu olduğu, tedavül kabiliyeti olan
kıymetli evraktır. Taşınmaz malikinin şahsi sorumluluğu bulunmamaktadır.
2) Menkul Rehni
Menkul rehni bir alacağı teminat altına almak için bir menkul eşya, hak veya
alacak üzerinde tesis edilen bir yük olup, rehinli alacaklıya borcun yerine
getirilmemesi halinde teminat konusunu paraya çevirterek alacağını tahsil etme
yetkisi verir.Teslim şartlı rehin, hapis hakkı, hayvan rehni ve alacaklarla
diğer haklar üzerinde rehin hakkı, menkul rehni başlığı altında incelenmiştir.
Teslim Şartlı Rehin
Teslim şartlı menkul rehni, rehnin konusunu teşkil eden menkul eşyanın doğrudan
doğruya zilyetliğinin alacaklıya veya mutemet bir üçüncü şahsa devredilmesi
suretiyle kurulan bir menkul rehni türüdür.Rehinli alacaklı, rehin konusu
taşınır üzerinde sınırlı bir aynî hak elde eder ve alacağı ödenmediği takdirde
menkulü paraya çevirerek alacağını tahsil etme imkanına sahip olur.Rehin hakkı
menkul malın alacaklıya veya mutemet bir üçüncü kişiye teslim edildiği anda
kurulur.
B)Hak ve Alacaklar Üzerinde Rehin
Bağımsız olarak temlike elverişli olan ve para ile değerlendirilmesi mümkün olan
hak ve alacaklar üzerinde, rehin hakkı tesis edilebilir. Rehin hakkı sahibi, hak
ve alacağı icra vasıtasıyla paraya çevirerek alacağını tahsil etme imkanına
sahiptir. Adi alacaklar üzerinde rehin tesis edilebileceği gibi, kıymetli evrak
alacağı üzerinde de tesis edebilir.
C) Bir Sicile Tescili Zorunlu Olan Taşınır Mallar Rehni(Md.940/2)
Ticari işletme rehnindeki menkul işletme tesisatı dışındaki menkullerin rehni
Eski Medeni Kanunda Teslime Bağlı Rehin hükümlerine göre gerçekleştiriliyordu.
Özellikle tüketici kredileri arasında önemli bir yer tutan taşıt kredilerinde;
taşıtın rehin alınması önemli bir sorun yaratıyor, bankalar verdikleri tüketici
kredilerinin teminatını oluşturan taşıtları bir yediemine teslim etmekle
birlikte, Trafik Siciline de tescil ettiriyorlardı.
Yeni düzenleme taşıt rehnine, Trafik Siciline tescili ile geçerlilik
kazandırmaktadır. Bu şekilde yeterli aleniyet sağlandığından üçüncü kişilerin bu
yüzden zarara uğradıkları da ileri sürülemeyecektir.
Medeni Kanunun 940/2. maddesine göre;Gerçek veya tüzel kişilerin alacaklarının
güvence altına alınması için, kanun gereğince bir sicile tescili zorunlu olan
taşınır mallar üzerinde, zilyetlik devredilmeden de, taşınır malın kayıtlı
bulunduğu sicile yazılmak suretiyle rehin kurulabilir...
3)Ticarî İşletme Rehni
Ticarethane veya fabrika yahut ticari şekilde istenilen diğer müesseseler ticari
işletme sayılır. Ticari işletme rehni, 1447 sayılı Ticari İşletme Rehni
Kanununda düzenlenmiştir. Ticari işletme rehni, ancak Ticaret veya Esnaf ve
Sanat Sicilinde kayıtlı ticari işletmeler üzerinde kurulabilir. Ticari
işletmenin ünvanı ve işletme adı, rehnin tescili anında mevcut ve işletmenin
faaliyetine tahsis edilmiş olan makine, araç, alet ve motorlu nakil araçları,
ihtira beratları, markalar, modeller, resimler ve lisanslar gibi sınaî haklar
ticari işletme rehninin kapsamındadır.Rehin sözleşmesi ticari işletmenin kayıtlı
bulunduğu sicil çevresindeki noter tarafından düzenlenir. Rehin hakkının
kurulması için mezkûr sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren on gün zarfında
Ticaret veya Esnaf ve Sanat Siciline tescili zorunludur.
Alacaklının rehin hakkı ticari işletmeyi devralan herkese karşı ileri
sürülebilir. Borçlu, borcunu vadesinde ödemezse, alacaklı rehnin satış
bedelinden alacağını alma hakkına sahiptir.
A-TANIMI: Havale ile, kendisine yollanan (mühalünaleyh), para, kıymetli evrak
veya benzer bulunan başka eşyayı yollayan (muhil) hesabına vermeye, havale
lehtarı da, edimi kendisine yollanandan kendi adına istemeye yetkili kılınır.
B-HAVALEDE TARAFLAR: Havalede daima üç taraf vardır. Bunlar havale eden (muhil),
havale ödeyicisi (mühalünaleyh) ve havale alıcısı (mühalünleyh)dır.Havale eden
ile havale ödeyicisi arasındaki ilişkiye karşılık ilişkisi havale eden ile
havale alıcısı arasındaki ilişkiye bedel ilişkisi havale ödeyicisi ile havale
alıcısı arasındaki ilişkiye ise havale ilişkisi denilmektedir.
C-HAVALENİN HUKUKÎ NİTELİĞİ: Havale hukukî niteliği itibariyle bir ödeme
vasıtasıdır.Havale ilişkisi çift yetki esasına dayanmaktadır. Havale eden,
havale ödeyicisine bir miktar para, kıymetli evrak veya sair misli eşya ödemesi
için ona ödeme yetkisi vermektedir. Diğer taraftan, havale eden havale alıcısına
kabz yetkisi vermektedir. Bu suretle bir çift yetki verilmesi söz konusu olur.
Havale ödeyicisine yetki verilmiş olması kural olarak onu ödemeyle yükümlü
kılmaz. Yükümlülük ancak onun kabulü halinde söz konusu olur.
D-BANKA İLE HAVALE ALICISI ARASINDAKİ İLİŞKİ: Bankanın havale alıcısına karşı
sorumluluğu, ihtirazi kayıt beyan etmeksizin havaleyi ödemeyi kabul ettiğini
alıcıya bildirmesi ile doğar. Ancak, bu husus bankayı doğrudan doğruya
kesinleşmiş bir borç altına sokacağından risklidir. Nitekim, böyle bir durumda,
havale miktarı bankaya ödenmemiş, iade edilmiş, havaleden daha önce rücu edilmiş
veya müşterinin hesabında havaleyi karşılayacak para kalmamış olsa bile, banka
havaleyi ödemek zorunda kalacaktır. Bu nedenle, banka uygulamasında, havale
alıcısına gönderilen ihbarnamede, belli bir miktar paranın ödeneceği yer
almamakta veya ihbarnamelere iş bu ihbarname Bankamız yönünden bir ödeme
taahhüdünü öngörmez ve Bankamız ödeme anına kadar bu ihbarından rücu edebilir
şeklinde bir ihtirazi kayıt konulmaktadır.
Havale alıcısı bankaya başvurmuş ve bankaca ödemeden kaçınılmış ise, alıcı bu
nedenle bankayı dava edemez veya icra yoluyla banka aleyhine takibe geçemez.
Yollayıcının (havale edenin) bankaya karşı dava hakkını kazanabilmesi için alıcı
tarafından haberdar edilmesi gerekir. Aksi halde havale alıcısı, havale edenin
uğrayacağı zarar ve ziyanı karşılamakla sorumlu olur.
E- HAVALEDEN RÜCU: Havale yollayıcısı, gerek alıcıya gerek bankaya verdiği
yetkileri kural olarak her zaman geri alabilir. Yollayıcı, havale alıcısına
karşı havaleden her zaman rücu edebilir. Ancak havale, alıcının menfaati ve
özellikle alacağının ödenmesi için yapılmış olduğu takdirde yollayıcının rücu
(cayma) imkânı yoktur. Kısaca, havalenin alıcının menfaatine olduğu iddia ve
ispat edilemezse havaleden rücu mümkündür.
Kasadan ve hesaben ödenecek havalelerde, havale yollayıcısının Bankaya karşı
rücu imkânı sadece zaman bakımından sınırlandırılmıştır.
a-Kasadan Ödenecek Havaleler: Kasadan ödenmek üzere gelen havalelerde, banka,
havale bedelini ödemeyi kabul ettiğini lehtara bildirinceye kadar yollayıcı
havaleden rücu edebilir.
aa-Havalenin Lehtara Telefon ile İhbar Edilmesi veya Havalenin Lehdar Tarafından
Sorulması: Lehtara telefonla yapılan ihbarlarda, havaleden bahsedilmeden
lehtarın şubeye davet edilmesi veya lehtar yerine diğer bir kişiyle konuşularak
konu belirtilmeden lehtarın şubeye gelmesi yolunda haber bırakılması hallerinde,
banka borç altına sokulmamış olacağından ödeme anına kadar havale yollayıcısının
rücu hakkı mevcut olacak ve rücu halinde bankanın sorumluluğu doğmayacaktır.
Ancak, telefonla ihbar edilmesi kaydı bulunan havaleler ile telefonla ihbar
kaydı bulunmamakla birlikte, lehtarın telefonunun şubece bilindiği durumlarda,
yollayıcı ismi, tutarı ve açıklamalarıyla birlikte lehtara ihbar edilen
havalelerde banka kesinleşmiş bir borç altına girdiğinden havale yollayıcısı
havaleden rücu edemeyecektir.
bb-Lehtara PTT Yoluyla Gönderilen veya Elden Teslim Edilen İhbarnameler: Lehtara
PTT yoluyla gönderilen veya elden teslim edilen ihbarnamelerin havale ile ilgili
olduğunun açıkça belli olduğu hallerde, ihbarname üzerinde bir ihtirazi kayıt
bulunması halinde, ödeme anına kadar havale yollayıcısının rücu hakkı mevcut
olacak ve rücu halinde bankanın sorumluluğu olmayacaktır.
Kasadan ödenmek üzere gelen havalelerde, lehtarın havaleyi açıkça veya zımnen
(başvurmamak suretiyle) tahsil etmeyeceğini bildirmesi halinde, yapılan ihbar
bankayı kesinleşmiş bir borç altına sokmuş olsa bile yollayıcı havaleden rücu
edebilecektir.
b- Hesaben Ödenecek Havaleler: Hesaben ödenecek havalelerde, havale bedelinin
lehtarın hesabına alacak kaydedilmesine kadar olan rücu durumu kasadan ödenmek
üzere gelen havalelerde olduğu gibidir. Havale tutarı lehtarın hesabına alacak
kaydedildikten sonra yollayıcının havaleden rücu hakkı ortadan kalkmaktadır. Bu
nedenle, lehtarın hesabına alacak kaydedilmiş olan bir havale ancak lehtarın
yazılı onayı ile yollayıcıya iade edilebilecektir.
F- HAVALEDE ŞEKİL ŞARTI
Havale herhangi bir şekle tabi değildir. Havaleyle ilgili belgede havale
kelimesinin bulunması şart değildir. Havaleye ilişkin iradenin herhangi bir
şekilde açıklanmış olması yeterlidir. Havale şartlı ve süreli olabilir, karşı
bir edime de bağlı kılınabilir.Banka tarafından, havalenin alıcısı tarafından
kabul edilmediğinin havale edene, havaleden rücu edilmesi halinde ise bu durumun
havale alıcısına bildirilmesi gerekir. Aksi halde bankanın sorumluluğu söz
konusu olacaktır.Aynı şekilde, yanlış adrese ihbarname çıkararak havale
parasının zamanında alıcısına ödenmemesi, gönderilen havaleyi geç bildirmesi,
havalenin bir başkasına ödenmesi, havalede ödemenin talimata uygun olarak
yapılmaması hallerinde banka sorumlu olacağından belirtilen hususlarda azami
dikkat ve ihtimamın gösterilmesi gerekir.
A-TANIMI: Teminat mektubu, yurt içinde ve yurt dışında bulunan gerçek ve tüzel
kişiler lehine bir malın teslimi,bir işin yapılması veya bir borcun ödenmesi ve
benzer konularda muhatap kuruluşa hitaben verilen ve söz konusu yükleminin
yerine getirilmemesi durumunda mektup tutarının kayıtsız şartsız ödenmesi
taahhüdünü içeren bir garanti sözleşmesidir.
B-TEMİNAT MEKTUBUNUN TARAFLARI: Teminat mektubunun tarafları banka ile
muhataptır.
a-Garanti Veren (Banka): Banka, verdiği teminat mektubu ile muhataba (iş
yaptırana) lehtarın, teminat mektubunda taahhüt edilen fiili yerine getireceğini
garanti eder.
b-Garanti Alan (Muhatap): Muhatap, teminat mektubu güvencesiyle iş yaptıran,
kendisini garanti altına alan taraftır. Teminat mektubu ilişkisinde alacaklı
durumundadır.
c-Fiili Taahhüt Edilen (Lehtar): Lehtar ise lehine teminat mektubu ile ileride
doğabilecek borcu banka tarafından garanti edilen taraftır. Teminat mektubunda
bahsedilmekle beraber, lehtar, doğması muhtemel borç-alacak ilişkisinin
taraflarından birisi değildir. Çünkü, teminat mektubunun verilmesi sonucunda
riskin ortaya çıkması halinde teminat mektubunun borçlusu banka, alacaklısı ise
muhatap idare olacaktır.
C- TEMİNAT MEKTUBUNUN HUKUKÎ NİTELİGİ: Teminat mektupları, Yargıtayın İçtihadı
Birleştirme Kararı uyarınca, Borçlar Kanununun 110. maddesinde sözü edilen 3.
kişinin fiilini taahhüt niteliğinde bir garanti sözleşmesidir. Gayri nakti kredi
türüdür.Teminat mektubunda garanti edilen risk daima müstakbel, muhtemel bir
olayı ifade eder.Her türlü borç veya fiil, garanti edilen riskin konusu
olabilir.Her teminat mektubu belirli bir risk garanti etmelidir.Teminat
mektubunda garanti edilen risk, lehtar olarak belirtilen kişi ile
ilgilidir.Teminat mektubu veren bankanın yükümlülüğü, teminat mektubunda
belirtilen azami miktarla sınırlı olduktan başka; garanti ettiği riskin kapsamı
dışında kalan borçlar da garanti veren bankadan talep edilemez.Teminat
mektupları kıymetli evrak değillerdir.Teminat mektupları ile bağımsız bir borç
yüklenilmektedir. Bağımsız olma; bir aktin varlığının ve içeriğinin başka bir
akte bağlı olmamasıdır. Bu nedenle, banka, muhatap ile lehtar arasındaki temel
ilişkiyi ilgilendiren defi ve itirazları muhataba karşı ileri süremeyecektir.Bir
garanti sözleşmesi niteliğinde olan teminat mektubunun hüküm ifade etmesi için
muhatap tarafından kabûl edilmesi şarttır.
D- TEMİNAT MEKTUPLARININ TÜRLERİ
a- Geçici Teminat Mektupları: Geçici teminat mektupları bir ihaleye katılmak
için ihale makamına hitaben verilmektedir. Geçici teminat mektubu ile genellikle
lehtarın üzerinde kaldığı takdirde ihale ile ilgili sözleşmeyi imzalayacağı ve
kesin teminat mektubunu vereceği garanti edilmektedir.Lehtar, ihale üzerinde
kaldığı halde sözleşmeyi imzalamazsa veya sözleşmeyi imzalasa dahi kesin teminat
mektubu vermezse, muhatap idare, geçici teminatın paraya çevrilmesini bankadan
ister. Buna karşılık, geçici teminat mektubu kesin teminat mektubunun yerini
alamaz. Muhatap idare, sözleşmeyi imzalayan ancak kesin teminat mektubu vermeyen
lehtara işi yaptırırsa geçici teminat mektubu geçerliliğini kaybeder. Yani, bu
durumda muhatap, geçici teminat mektubunun paraya çevrilmesini isteyemez.
b-Kesin Teminat Mektupları: Kesin teminat mektuplarında, lehtarın mektupta
belirlenen yükümlülüğünü yerine getireceği garanti edilir. Yükümlülüğün kısmen
veya tamamen yerine getirilmemesi halinde bankanın tazmin borcu doğar.
c-Avans Teminat Mektupları: Avans teminat mektuplarının konusu, müteahhitlere
veya imalatçıya verilecek avansları bir bankanın garanti etmesi ile ilgilidir.
d-Mahkemelere veya İcra Dairelerine Hitaben Verilen Teminat Mektupları: Bu tür
mektuplar, yürütmenin durdurulması, ihtiyati tedbir konulması, ihtiyati tedbirin
veya haczin kaldırılması, icraya taahhütte bulunulması ve diğer konularda
mahkemelere ve icra dairelerine hitaben verilir.
e-Vergi Dairelerine Hitaben Verilen Teminat Mektupları: Tarh edilen vergi ve
cezalarına itiraz edilmesi veya verginin takside bağlanmasını sağlama amacı ile
verilmektedir.
f-Gümrüklere Hitaben Verilen Teminat Mektupları: Vergi ve resimler ile bunların
cezaları banka tarafından garanti edilir.
g-Serbest Konulu Teminat Mektupları: Teminat mektupları yukarda belirlenenler
dışında her konuda resmi dairelere, özel ve tüzel kişilere hitaben
verilebilmektedir. Örneğin; spor toto, tekel, çimento, lastik, akaryakıt, pul
bayiliği, acentelik için teminat mektubu vs..
Teminat mektupları vadeli ya da vadesiz olabilir.
Vadesiz teminat mektupları, üzerinde belli bir geçerlilik süresi bulunmayan
teminat mektuplarıdır. 2886 sayılı Devlet İhale Kanununa göre, resmi dairelere
hitaben verilecek geçici ve kesin teminat mektuplarının vadesiz olarak
düzenlenmesi zorunlu olmaktadır. Resmi dairelere hitaben verilecek avans teminat
mektuplarında bu tür bir sınırlama yoktur. Vadesiz teminat mektuplarında
bankanın sorumluluğu zaman aşımı süresi sonuna kadar devam edecektir.
Vadeli Teminat mektuplarında belirli bir süre söz konusudur.Vadeli teminat
mektuplarında, bankanın vade sonunda taahhüdünün son bulması, bu tarihe kadar
bankaya yazılı beyanda bulunulmasının kararlaştırılması halinde mümkündür.Bu
şartı taşıyan bir teminat mektubunun muhatabı vade sonuna kadar yazılı beyanda
bulunmazsa veya yazılı beyan geçerli değilse bankanın taahhüdü sona erecektir.
Aksi halde, yani teminat mektubuna, vade içinde tazmin talebinde bulunulmaması
halinde vade sonunda geçersiz olacağı kaydı konulmamış ise, riskin vade içinde
doğması halinde,bankanın sorumluluğu 10 yıl süre ile devam edecektir.
E-TEMİNAT MEKTUPLARINDAN DOĞAN ALACAĞIN TEMLİKİ VE MUHATAP DEĞİŞİKLİĞİ
a- Muhatabın Teminat Mektubundan Doğan Alacağını Temliki:Teminat mektuplarında
genellikle bundan doğan alacakların temlik edilemeyeceğine dair kayıtlar
bulunmamakta ve bu nedenle, bankanın muvafakatına gerek kalmaksızın muhatap
alacağını temlik edebilmektedir.
b-Teminat Mektubunda Muhatabın Değişmesi: Burada, garanti sözleşmesinin
taraflarından birinin değişmesi, tüm hak ve vecibelerinin bir üçüncü kişiye
devri söz konusudur. Muhatap, tek başına,bankanın muvafakati olmaksızın böyle
bir devir yetkisine sahip değildir. Bu nedenle, ya banka, sonradan muhatabın ve
üçüncü kişinin talebine uygun olarak, garanti sözleşmesinin diğer tarafının
(garanti alanın) değişmesini kabul edecek veya başlangıçta teminat mektubu
metninde muhatap değişikliğini kabul eden bir hükme yer verilecektir.
F-TEMİNAT MEKTUPLARINDAN DOĞAN VEYA DOĞACAK HAK VE ALACAĞIN HACZİ: Teminat
mektubu kıymetli evrak niteliğinde olmadığından mektubun kendisinin haczi mümkün
değildir. Ancak, riskin gerçekleşmesi nedeniyle muhatap lehine bir alacağın
doğması halinde bu alacağın haczi mümkündür. Lehtarın alacaklıları tarafından
teminat mektubundan doğan alacağın haczi mümkün değildir. 4734 Sayılı Kamu İhale
Kanununa göre, idarelere hitaben verilen teminat mektuplarından dolayı idarenin
bankadan olan alacağı üzerine haciz konulamaz.
G-KONKORDATO VE İFLASIN TEMİNAT MEKTUPLARINA ETKİSİ
a-Konkordatonun Teminat Mektuplarına Etkisi: Teminat mektubu lehtarının
konkordato teklifinin kabulü halinde,banka, henüz tazmin talebiyle karşılaşmasa
bile, muhtemel alacağını konkordato komiserine bildirir.
b-İflasın Teminat Mektuplarına Etkisi: Lehtarın iflasından önce, banka mektubu
tazmin ederse, lehtara karşı hem rücu hakkı gerçekleşecek hem de muaccel hale
gelecek alacağı iflas masasına kaydettirebilecektir.Lehtar, mektup henüz tazmin
edilmeden önce iflas ederse,bu halde de banka muhtemel alacağını iflas masasına
kaydettirecektir.Muhatabın iflası halinde, iflas açıldıktan sonra, teminat
mektubunun tazminini talep hakkı iflas idaresine geçer. Banka, müflis muhatabın
tazmin taleplerini kabul edemez.
H-TEMİNAT MEKTUPLARININ TAZMİNİ TALEPLERİ: Bankanın ödeme yükümlülüğü teminat
mektuplarında yazılı tazmin talebinde bulunulmasına bağlanmış olup, banka tazmin
talebinin yazılı olmaması halinde ödemeyi reddedecektir.Banka teminat
mektuplarında, muhatabın ilk yazılı talebinde derhal ve gecikmeksizin ödeme
taahhüdü yer aldığından, banka garanti ettiği rizikonun doğup doğmadığını
incelemeksizin, muhatabın yazılı beyanını yeterli görerek ödemede
bulunacaktır.Hemen her teminat mektubunda yer alan hükme göre de, eğer banka
aynı gün ödemezse,yazılı tazmin talebinden (talep günü hariç) ödeme gününe kadar
geçecek süre için kanunî faiz ödeyecektir.Muhatap tazmin talebinde, lehtarın
yükümlülüğünü tamamen veya kısmen yerine getirmediğini beyan etmek zorundadır.
Zira, teminat mektuplarında belli bir risk garanti edilmektedir. Bu itibarla,
sadece, teminat mektubunu tazmin ediniz teminat mektubunuz irat kaydedilmiştir
şeklindeki yazılı beyanlar yeterli değildir.Muhatap, yazılı tazmin talebinde,
teminat mektubunun kısmen veya tamamen tazminini isteyebilir.Muhatap idare
mektubun tazminini kendi alacağı için isteyebileceği gibi, lehtarın Sosyal
Sigortalara karşı prim ve gecikme zammı vergi dairelerine karşı ücretlerden
kestiği vergilerin yatırılmaması halinde de isteyebilir. Muhatap idare, lehtarın
kendisine karşı tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ancak lehtar ilişiksiz
belgesi getirmediği için mektubu iade edemediğini bankaya bildirirse, kendi
açısından bankayı ibra etmiş olur.
I-BANKANIN MUHATABIN TAZMİN TALEBİNİ REDDETMESİ GEREKEN HALLER: Teminat mektubu
veren banka, ilk talepte derhal ödeme taahhüdüne rağmen, başka borç için tazmin
talebi, garanti edilen riskin doğmaması, sona ermesi, zamanaşımı gibi nedenlerle
muhatabın ödeme talebini reddedebilir.Bankanın muhatabın ödeme talebini
reddetmesi üzerine muhatap, bankaya ya ödeme emri gönderebilir ya da bankayı
dava edebilir. Ödeme emri gönderilen banka, ödeme ile yükümlü olmadığını süresi
içinde bildirmelidir. Bu itiraz, banka hakkındaki takibi durdurur.Teminat
mektubunun tazmini halinde banka lehtara rücu eder.
İ- TEMİNAT MEKTUPLARININ İADE EDİLMESİ VE İADEYE KADARKİ HUKUKÎ DURUM
Bankalar kural olarak, teminat mektubunun orjinalinin iadesi karşılığında
ödemede bulunmaktadır. Ancak, teminat mektubu kıymetli evrak olmadığından mektup
iade edilmeden yapılan ödeme de geçerlidir. Yine, teminat mektubu kıymetli evrak
olmadığından, sorumluluğun sona ermesi için mutlaka bankaya iadesi ya da iptali
için dava açılması zorunlu değildir. Eğer teminat mektubu yükümlülüğü son
bulmuşsa banka ödemeyi reddedecektir.Riskin son bulması halinde muhatap, teminat
mektubunu bankaya iade etmekte ise de uygulamada,risk ortadan kalktığı halde
teminat mektuplarını zayi veya kaybettiği için iade edemediği görülmektedir.Bu
gibi hallerde, muhatap bankaya yolladığı (veya alınacak olan) noterden onaylı
ibraname ile bankayı her türlü sorumluluktan kurtardığını ve talep hakkı
bulunmadığı belirtmektedir.Ancak, özel gerçek ve tüzel kişiler tarafından
verilen ihbarnameler bankanın teminat mektubunu iptali için yeterli olduğu
halde, resmi dairelere hitaben verilen vadesiz teminat mektuplarında, bu
mektupların 506 (Sosyal Sigortalar Kanunu) ve 2886 (Devlet İhale Kanunu) sayılı
kanunlarla ilgili olması halinde, mektubun iptali için lehtarın Sosyal
Sigortalar Kurumundan ve vergi dairesinden ilişiksiz belgesi getirmesi de
gerekecektir. Örneğin,resmi dairenin, lehtarın tüm yükümlülüğünü yerine
getirdiğini bankaya bildirmesi, teminat mektubunu iade etmedikçe bankaca
mektubun iptaline imkan vermeyecektir.
J-TEMİNAT MEKTUBUNUN İADESİNE KADAR BANKANIN KOMİSYON TALEP HAKKI: Bir teminat
mektubu iade edilinceye kadar bankanın komisyon talep hakkı vardır. Ancak,
vadenin sona ermesi, muhatabın bankayı ibra etmesi veya riskin sona erdiğini
ikrar etmesi, hükümsüzlüğünü belirleyen kesin mahkeme kararı olması gibi
hallerde komisyon alınmaması gerekir. Yargıtay da bir kararında vadeli teminat
mektuplarında vade tarihine, vadesizlerde ise iade gününe kadar komisyon
istenebileceği sonucuna varmıştır.Zamanaşımına uğramış teminat mektuplarında,
zamanaşımı süresinin dolduğunun tespiti çok zor olduğundan, mektubun tanzim
tarihinden itibaren on yıldan fazla süre geçse de bankanın komisyon talep etme
hakkı devam edecektir.
K-TEMİNAT MEKTUPLARINDA ZAMANAŞIMI
a- Vadesiz Teminat Mektuplarında Zamanaşımı: Vadesiz teminat mektuplarında
zamanaşımı, muhatabın bankaya karşı alacağının muaccel olmasından itibaren on
yıldır. Alacak, riskin doğması anında ortaya çıkar ve o anda muaccel olur.
b- Vadeli Teminat Mektuplarında Zamanaşımı: Vadeli teminat mektuplarında zaman
aşımı,mektubun içerdiği ibarelere göre farklılık arzeder. Şöyle ki; Vadeli
teminat mektuplarında, işbu teminat mektubu tarihine kadar elimize geçecek
şekilde tarafınızdan yazılı tazmin talebinde bulunulmadığı takdirde hükümsüz
olacaktır şeklinde veya benzeri ibare var ise, vade sonunda sorumluluk sona
erer. Bu halde zamanaşımı söz konusu olmayacaktır. Ancak, muhatabın vade içinde
garanti veren bankadan tazmin talebinde bulunması halinde, bankaya karşı bir
alacak ortaya çıkacak ve 10 yıllık zaman aşımına tabi olacaktır. Vadeli teminat
mektubunda eğer böyle bir ibare yok ise, sadece vadeli olması, örneğin, işbu
teminat mektubu tarihine kadar geçerlidir denmesi halinde muhatap vade içinde
tazmin talebinde bulunmasa bile, muhatabın, riskin vade içinde doğduğunu ispatı
halinde, banka 10 yıllık zamanaşımı içinde sorumlu olacaktır. Her iki halde de
vade içinde risk gerçekleşmemiş ise bankanın sorumluluğu vade sonunda sona erer.
A-TANIMI: Alacaklının, bir borç ilişkisinden doğan alacağını borçlunun
muvafakatına gerek olmadan, bir akte dayanarak üçüncü bir kişiye devretmesine
alacağın temliki denir. Bir borç ilişkisinden doğan alacağı üçüncü bir kişiye
devreden alacaklıya temlik eden, bu alacağı devralan üçüncü kişiye temellük eden
söz konusu borç ilişkisindeki borçluya da borçlu=temlik edilen alacağın borçlusu
denir.
B-ALACAĞIN TEMLİKİNİN TÜRLERİ
a-Kanunî Temlik: Bir alacağın kanundan ötürü bir alacaklıdan üçüncü bir kişiye
geçmesine kanunî temlik denir.
b-Kazaî Temlik: Bir alacağın, alacaklının irade beyanına ve her hangi bir şekle
gerek olmadan hakim kararıyla bir başkasına geçmesidir.
c-İradî (Rızaî) Temlik: Alacağı temlik eden ile temellük eden arasında yapılan
temlik akdi gereğince alacağı doğrudan doğruya temellük edene geçiren temlik
türüne iradî veya rızaî temlik denir. Kural olarak her türlü alacak temlik
edilebilir.
aa-Kanuna Göre Temliki Yasak Olan Alacaklar: Örneğin : Ürün kirasında kiracı
kiralayanın muvafakati olmaksızın kiralayanı kullanma hakkını üçüncü kişiye
temlik edemez.
bb-Sözleşmeye Göre Temliki Yasak Olan Alacaklar: Taraflar, yapmış oldukları
sözleşmede alacak hakkının temlikini tamamen veya kısmen yasaklamış
olabilecekleri gibi, bunu bir şarta da bağlayabilirler.
cc-Hukukî İlişkinin Niteliğine Göre Temliki Yasak Olan Alacaklar: Alacaklının
şahsı ile çok yakın ilgisi bulunan alacakların devri mümkün değildir. Örneğin :
Nafaka alacağı.
Alacağın temliki, asıl alacak hakkı ile buna bağlı ferî hakları kapsar. Ferî
haklar arasında özellikle işlemiş faizlerle, teminat hakları bulunur. Temlik
ivazlı veya ivazsız olabilir. Yazılı şekil temlikin geçerlilik şartıdır. Aksi
halde geçersiz olur. Temlik sonunda borçlu temlikten ister haberdar olsun ister
olmasın temellük eden temlik edilen alacağı kazanır. Ancak, temlik işleminin
temlik edilen alacağın borçlusuna bildirilmesinde (ihbarında) hukukî yarar
vardır. Zira, bu bildirim yapılmadığı müddetçe, borçlu iyi niyetle ihbarda
bulunmayan temlik edene ifada bulunursa borçtan kurtulur. Banka uygulamaları
açısından kredi borçlusunun üçüncü şahıslar nezdindeki alacağını bankaya temlik
etmesi halinde temliki tasarrufun mutlaka temlik borçlusuna bildirilmesi
gerekir. Hatta mümkünse temlikin teyyidinin sağlanması da hukukî ilişkinin
sağlamlaştırılması bakımından önem arz eder.
http://alpaslansucu.sitemynet.com
mailto:alpaslansucu@hotmail.com
Z